türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort pendik escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan

VATAN ŞAİRİ NAMIK KEMAL


Bu makale 2017-12-03 16:15:14 eklenmiş ve 387 kez görüntülenmiştir.
Kemal KOÇÖZ (Eğitimci) ADD Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

Emperyalizmin işgaline karşı duran, o işgalci düşmanları bu güzel yurdumuzdan atılmasını-denize dökülmesini sağlayan ve ardından bu güzel Cumhuriyet’imizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e İlham Veren Vatan Şairimizdir Namık Kemal..

 

   Vatan şairimiz Namık Kemal (1840 – 02 Aralık 1888), Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın; basiretsiz, gafil, düşmanla işbirliği yapan hainlerin ihanetlerinden ve yaşanan onca olumsuzluklardan kurtuluş için hurafelerden medet bekleyişin gaflet ve cehaleti ve hatta dalaletler yüzünden de içten içe çalkantılara maruz kalışlarla medyana gelen “Gerileme Dönemi(!)”nden, bu dönemin istibdadından, dönemin aydın yurtsever şair ve yazarlarından etkilenmiş ve devrin onca olumsuzluklarından kurtuluş için bir şeyler yapmak gerektiğini düşünmüştü.!  Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın, özellikle Türklüğün ezeli düşmanlarının, harici ve dahili bedhahların, dost görünümlü koyun postuna bürünmüş o çakalların, sırtlanların, tilkilerin sinsi şer entrikalarına maruz kaldığını gördükçe çok üzülüyordu.!

 

    Çocuk denecek yaşta ilk şiirlerini yazmaya başlayan Namık Kemal, kendisine verilen devlet ricali görevlerini yerine getirmekle birlikte birçok yurtsever aydının, Şair ve yazarların vatansever çalışmalara yönelişine dair eserlerden ve çalışmalardan da etkilenerek Cihan İmparatorluğu’nun karşılaştığı bu olumsuz durumlardan, halkın içine düşürüldüğü bu hazin durumdan kurtuluşu için, harici ve uzantısı dahili şer mihraklarca tezgahlanan kumpaslarla içine düşürülmek istenilen umutsuzluklardan, karanlığa yönlendirilişten sağlıklı bir çıkış yolunun bulunuşu ve aydınlığın yeniden oluşumu için yazıya, şiire, piyese yöneldi; gazeteler çıkartmaya çalıştı.. Vatanın selameti için dönemin istibdat uygulamasına da onurluca karşı durdu!

 

   Papazların ve kiliselerin de etkisiyle devşirilen ve hatta maddiyata yönlendirilen kimi din tacirlerinin oluşturduğu girdaplarla da oluşan dalgalarla, akıntılarla bocalayan Cihan İmparatorluğu Osmanlı ricaline  gelen ecnebilerin sinsi şer dümenleriyle adeta karanlığa, esarete doğru yelken açılmıştı.! Üretim azalıyor, israflar artıyor, cehalet ve sefalet yaygınlaşıyor, ekonomi bozukluğu gibi sağlık sorunları da bir çığ gibi büyüyordu.. Bunca olumsuzluklara bir çare aramaya yönelen, aksaklıkların gidermesi için kelle koltukta yılmadan çabalayan yurtsever aydılar, bir taraftan din tacirlerin, bir taraftan da sarayın baskısı atındaydılar.. Büyük halk kesimi yoksuldu ve çaresizlik içinde kıvranıyordu.. Vatan Şairimiz Namık Kemal; gazete yazılarıyla, şiirleriyle, piyesleriyle, tiyatro oyunlarıyla halkın yanan yüreğine su serpti..  Bir mum ışığı misali etrafı aydınlatmaya  çabalarken kendisi  eridi.!  Şer mihraklarca yanlış yönlendirilen, yanlış bilgilendirilen saltanatın, aydınlıktan ürken hilafetin, şer mihrakların, hainlerin baskı ve zulmünün yorgunluğuyla bitkin düşen, sürgünlere maruz kalan, zindanlara atılan Namık Kemal; Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze de ilham kaynağı olmuştur.!

 

   Yıkılmaz, sarsılmaz sanılan güçlü Cihan İmparatorluğu Osmanlı; Türklerin tarih boyunca kurduğu onca devletler ve imparatorluklar gibi dış güçlerin ve şahsi ikbal ve hatta dış güçlere hizmet peşinde koşuşan devşirmelerin, yerli işbirlikçilerinin gaflet ve ihanetleri yüzünden iç kargaşaya ve çöküşe maruz kaldı; gaflet ve ihanetlerle iç kargaşalara, birlik ve beraberliklerin dağılımına, hasta adam misali eriyişe yönlendirildiydi.!

 

   Böyle bir ortamda kıvılcım alan, Anadolu insanımızı büyük acılara gark eden; yokluğa, yoksulluğa, sefalete ve savaş yorgunluğuna bulayan o şer Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) bahanesiyle o haçlı emperyalistlerce Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) bahanesiyle (ki,  vaktiyle Çanakkale’yi geçemeyen o düşmanların savaş gemilerinin 13 Kasım 1918’de Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın Başkent İstanbul’a gelişiyle itibaren) işgale ve paylaşıma maruz kaldı bu güzel vatan.. O haçlı emperyalizmin kendi sinsi şer emelleri için üzerimize saldırttığı düşmandan ve oluşan işgallerden kurtuluş için bir mücadele gerekliydi..  

  

   Millî sınırlar içinde Vatan bir bütündür, bölünemez., Manda ve himaye kabul edilemez!anlayışıyla o düşman işgaline ve dayatılan o müstemlekeliğe karşı Kuva-yı Millîye ruhuyla o ulvi Millî Mücadele’ye başlayıp, o yokluklarda ve bin bir zorluklarda bu güzel Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin kuruluşunu sağlayan veVatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor, bilim ve yüksek uygarlık, hür düşünce ve hür yaşayış istiyor., Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz. diyen ve dosdoğru uymamız ve uygulamamız gereken benzeri birçok öğütlerde bulunan, vatanın ve milletin o düşman işgalinden ve mezalimlerinden kurtuluşuna ve yeniden hürriyetine kavuşturmaya büyük bir önem veren ve bu nedenle vatanın ve milletin istiklâli ve istikbali için azimle ütsün gayretlerde bulunan Büyük Önderimiz, Ulusal Rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Havza’da (25-28 Mayıs) ve Amasya’da yaptığı etkinlikler sonucu oluşturulan Amasya Genelgesi (22Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23Temmuz 1919) ve Sivas Kongre’sinin (4 Eylül 1919) ardından (23 Nisan 1920’de) kuruluşunu oluşturduğu o yüce Meclis kürsüsünde şöyle diyordu:

   Hırstan vazgeçilemez.. Fakat hırs kişisel olmamalıdır. Hırs, ulusal çıkarları amaç edinen nesneler üzerine çevrilmelidir. Rahmetli Namık Kemal demiştir ki:

           “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini,

          Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini? (Namık Kemal)

                                                                                

   “İşte ben bu kürsüden bu yüce meclisin başkanı olarak yüce topluluğunuzu meydana getiren bütün üyelerin her biri adına ve bütün ulus adına diyorum ki:

        Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini;

         Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini. (Mustafa Kemal)

 

   Yukarıdaki örnek dizelerden (iki beyitten)  de anlaşılacağı gibi büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze “Vatan, Milliyet ve Hürriyet” konularında ilham veren Namık Kemal (ki, asıl adı Mehmet Kemal) 1840 yılında Tekirdağ’da dünyaya gelmiş. (Mehmet Kemal’e Namık adı, şair Eşref Paşa tarafından verilmiştir.) Müneccimbaşı Mustafa Asım Bey’in oğlu olan Namık Kemal, 2 yaşındayken annesini kaybettiğinden dedesi Abdüllatif Paşa tarafından büyütüldü. Sofya’da son kaymakamlık görevini yapan dedesiyle birlikte İstanbul’a döndü (1857). Çeşitli şairlerin toplantılarına katıldığı yılların ardından Tercüme Odası’na memur oldu (1863).

 

   Şiirinin içeriğinin değişmesine etken olan tanıştığı Şinasi’nin Paris’e gitmesi nedeniyle kendisine yönetimi emanet edilen (1865) Tasvir-i Efkâr gazetesinde şehircilik, eğitim, kadınların okutulması, maliyenin düzeltilmesi, İstanbul yangınları, Türk Dili ve Edebiyatı, Tıp öğretiminin Türkçe yapılması, iç ve dış siyaset ve benzeri konular üzerinde çeşitli yazılar yazdı.. İstibdatla savaşmak üzere kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne meselesiyle ilgili yazıları nedeniyle (1867’de) gazete kapatıldı. Bu nedenle İstanbul’dan uzaklaştırılma amacıyla Erzurum vali muavinliği sürgününe maruz kalınca (Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine 1867’de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak) yurtdışına gitti. Paris’ten geçtiği Londra’da Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Gazete sahibiyle anlaşamadığından Muhbir gazetesinden ayrılıp 1868’de Hürriyet adındaki gazetesini çıkardı.

   Yönetim değişikliği vesilesiyle döndüğü İstanbul’da üç arkadaşıyla birlikte İbret adlı bir gazete çıkardı (1872). Piyes çalışmalarına başladı. Bir yazı (Garaz Maraz başlıklı yazı) nedeniyle gazete dört aylığına kapatılınca, Namık Kemal Gelibolu mutasarrıflığına atandı.(26 Eylül 1872)

 

   “Vatan” adlı  dört perdelik bu piyes yapıtı, sansüre uğrayınca bu yapıta Silistre adı verilmiş ve sonrasında ilk başlığa Silistre eklemesi yapılmıştı.. Konusu, 1853 Osmanlı-Rus Savaşı’nın Silistre’deki bir kestiydi.. Yazdığı yazılar yüzünde sadaret makamından sürekli tepki gören Namık Kemal,  gazetesinde,  “Vatan” ve “Hürriyet” kavramları iyi anlaşılsın, yanılgıya düşülmesin düşüncesiyle, Piyesin tanıtımını yaptığı İbret gazetesinde yazdığı bir makaleyle “vatan”, sonraki sayısında ise “hürriyet” kavramının tanıtımını yapmasından sonra oynanan Vatan yahut Silistre piyesi nedeniyle oklar tekrar üzerine yöneliyor, Sadrazamlık makamının baskılarına maruz kalıyordu!

 

   (Ki, defalarca oynanan Vatan Yahut Silistre piyesi’nin 1 Nisan 1873’teki ilk sergilenişi halk nezdinde büyük bir ilgi görmüş, İstanbul’daki bu Gedikpaşa Tiyatrosu hıncahınç dolmuştu.. Oyundan etkilenen bir grup, tiyatro çıkışında Bir alkış tufanı esnasında, bu eserin yazanı Namık Kemal için “Allah ne muradınız varsa versin; muradımız budur!” türünden tezahüratlarda bulunurlar.. Oysa,  söylenen sözlerdeki “murat” sözüyle, “Padişah Abdülaziz tahttan indirilecek, yerine yeğeni şehzade V. Murat’ın tahta getirilecek!” rivayetleri hasıl oluşmuş, bu söylenti Padişah Abdülaziz’in kulağına da gitmiş, bu durumdan işkillenmişti.! Halbuki, saf geniş halk kesimince kullanılan “Allah ne muradın varsa versin!”, “Allah seni muradına erdirsin.” gibi bu hoş sözlerdeki “murat” sözüyle kastedilen durum öyle değildi, “Gönlüne göre olsun!. Dilleklerin yerine gelsin.” temennisidir sanılsa da o vakitlerde devşirmelerin de yer aldığı muhalifler, V. Murat’ı tahtta çıkarmayı planlıyordu.! Ne hazindir ki, günümüzdeki Sayıştay, Danıştay, Yargıtay gibi Adliye teşkilatı kurumlarının oluşumunu sağlayan, orduyu ve donanmayı güçlendirmeye çalışan, tıbbiye, mülkiye gibi yüksek okulların açılışını sağlayan, yenileşme çabalarında bulunan Sultan Abdülaziz, devlet ricalinde yükselen üç beş devşirmenin ihanetiyle, Sadrazamlıktan azledilen kindarların yönlendirdiği kanlı bir olayla  ve onların dayttığı bir Şeyhülislam fetvasıyla tahtan indiriliyor.. Ve yerine, bu olayların akışından ötürü git gide büsbütün deliren Şehzade namzeti yeğeni V. Murat, bir gelenek olan kılıç kuşanma faslı oluşmadan tahtta otutturuluyor ve o da, üç ay (93 gün) sonra akli melekeleri yerinde olmadığı gerekçeli  Şeyhülislam fetvasıyla tahttan indiriliyor, yerine II. Abdülhamit getiriliyor.! Ki, Osmanlı’da da görülen kalkışmalara yönelik bu tür devşirme ve ecnebi kaynaklı entrikalar, kimi tedbirsizlikler yüzünden nice Türk İmparatorluklarını tarihin çöplüğüne itelemiştir.!)

 

   Vatan Yahut Silistre piyesi ile ilgili İbret gazetesindeki yazısına hükümet ihtarda bulununca ertesi sayıdaki buna cevaben oluşturduğu yazısı yüzünden (6 Nisan’da İbret gazetesi kapatılıp 9 Nisan 1873’te) Kıbrıs adasına sürülen Namık Kemal, orada (38 ay) Magosa Kalesi’ne hapsedildi (1873). Namık Kemal, 1876’da (Padişah Abdülaziz’in 30 Mayıs’ta tahttan indirilince dışarıya salıverildiğinden) İstanbul’a döndü, (18 Eylül 1876’da) Şura’yı Devlet’te görevlendirildi. Kanun-ı Esasi Encümeni’nde çalıştı. İlk Kanun-i Esasi taslağının hazırlanması komisyonunda Namık Kemal, Şinasi ve Ziya Paşa da yer almıştı. “Millî Egemenlik” kavramını içeren ve 23 Aralık 1876’da  II. Abdülhamit tarafından ilan edilen (119 maddelik) Kanun-ı Esasi, savaş (93 Harbi) bahanesiyle  rafa kaldırıp uzun bir süre (yani İkinci Meşrutiyet’in ilan günü olan 23 Temmuz 1908’e kadar) uygulanmadıydı, Meclis’i Mebusan devre dışı kaldıydı.. 

 

   (Kanun-ı Esasi ile ilk seçimde Meclis-i Mebusan’a seçimle gelecek olan Heyet-i Mebusan sayısı toplamı 130 olup 80’ni Müslüman, 50’si ise gayr-i Müslim (ecnebi) olacak şekilde belirlenmişti.! Seçilen Mebus sadece seçildiği yörenin değil, bütün Osmanlı diyarının mebusu sayılacaktı.. O halde, seçilen bu ecnebiler de Türklük için mi çalışacaktı!? Oysa, koyun postuna da bürünse çakal, yine de çakaldır!)

 

   II. Abdülhamit döneminde de yönetimle ters düşmesi, Abdülhamit’e jurnallenmesi nedeniyle yargılandı ve beraat etti. İstanbul’dan uzaklaştırılması için maaşlı (sürgün) olarak Midilli adasına gönderildi. (1877). Burada mutasarrıflığa atandıysa da (1879) yaptığı vatanperver etkinlikleriyle yöredeki Türk halkının iyileşmesine ortam sağlaması ve okullaşmaya gayret göstermesine rağmen yerli Rumların, çıkarları zedelenen eşraf  ve kaçakçıların şikayetleri üzerine Rodos’a (1884) ve oradan da Sakız adasına mutasarrıf olarak (sürgüne) gönderildi (1887)..  Osmanlı yerine ısrarla Türk kavramını kullanan, Türklüğüyle övündüğünü açıkça ortaya koyan, eserlerinde “Vatan, Millet ve Hürriyet” kavramlarını sıkça işleyen Vatan Şairi Namık Kemal, 2 Aralık 1888’de Sakız adasında vefat etti. Mezarı (Çanakkale’de) Gelibolu ilçesinin Bolayır beldesindedir.

 

   Ulusal Kurtuluş mücadelemizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze ilham kaynağı olan ünlü Vatan Şairimiz Namık Kemal unutulmamalı; rahmetle, saygıyla, minnetle anılmalıdır. Büyük Atatürk’ün,“Sarayların içinde Türk’ten başka unsurlara dayanmak ve düşmanlarla birleşerek Anadolu’nun Türklüğüne, aleyhine yürüyen çürümüş gölge adamların Türk yurdundan kovulması, düşmanların denizlere dökülmesinden daha kurtarıcı bir davranıştır.” öğüdü, Vatan Şairimiz Namık Kemal’in vatan kaygısıyla özdeşleşmişti!

 

   Emperyalizme karşı ulusal mücadelenin gerekliliğini ve Vatan, Bayrak, Bağımsızlık kavramlarının önemliliğini ısrarla savunan ve savunulması gerektiğini;

  “Ne gam pür- ateş-i hevl olsa da gavga-yı hürriyet

   Kaçar mı merd olan bir can için meydan-ı gayretten”… ,

 

       “Ne mümkün zulm ile bi-dâd ile imha-yı hürriyet

        Çalış idraki kaldır muktedirsen ademiyetten”…      

 

               “Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahralar;

                Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten.! (HÜRRİYET KASİDESİ’nden)

   (Ey yaralı kükreyen Aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı, artık gaflet uykusundan uyan.!) sözleriyle vatanın önemini öğütleyen Namık Kemal, vatan uğrunda yaptığı yorucu çalışmalar esnasında Magosa, Midilli, Rodos ve Sakız adaları sürgünlerine maruz kaldı.!

 

            “Sen oldun cevrine ey dilşiken mahzun, ben mahzun!

             Felek gülsün, sevinsin şimdi sen mahzûn, ben mahzûn!

             Ölürsem görmeden millete ümit ettiğim feyzi;

               Yazılsın seng-i kabrimde; vatan mahzûn, ben mahzûn!   dizeleriyle endişelerini, vatanın ve milletin selametine yönelik umutlarını ve kaygılarını dile getiren Vatan Şairimiz Namık Kemal, 02 Aralık 1888’de, onca sürgün zulmünün yorgunluğunda ve ızdırabında Sakız adasında vefat etti.! Ömrünün son yolculuğunu Sakız adası sürgününde demirleyen  Vatan Şairimiz Namık Kemal’in mezarı Gelibolu’dadır.. 

 

       “Felek her türlü asbab-ı cefasın toplasın gelsin,

        Dönersem kahbeyim millet yolunda azimetten.”

 

               “Ne efsunkar imişsim ah ey dildae-ı hürriyet,

                Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten.”

 

                         “Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma,

                          Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz gadr-ü kıymetten” diyen

VATAN, MİLLÎYET ve HÜRRİYET kavramlarını temel ülkü edinen büyük Vatan Şairimiz Namık Kemal; yazılarıyla, şiirleriyle, ülküleriyle büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüze ve nice yurtsever aydınlarımıza ilham kaynağı olmuştur..

 

   Vaktiyle Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın çöküşü için emperyalizme hizmeti ikbal sanan, Türklüğe kindarlığı hüner bilen, Sevr bölüşüm ve paylaşım senaryolarından coşku duyan gafillerin, hainlerin ve gelecekte de o haçlı emperyalistlerce devşirilen uzantılarının o ihanetlerinin devamını millî ve dini söylemlerle sergileyecekleri; sinsi şirin söylem ve eylemlerle şer entrikalara yönelebilecekleri unutulmamalıdır.!

 

   Bugünkü medeniyetin beşiği sanılan Orta Çağ karanlığındaki o haçlı Batı’nın ufkunun aydınlatılmasında, atının nalıyla Batı’ya medeniyetin gitmesini ve gelişme ortamı bulmasını sağlayan Osmanlı’nın büyük bir rolü vardı! Orta Çağ karanlığından Osmanlı sayesinde çıkan o Batı; bilimde ilerledi; ilimde, fende, endüstride, sanatta, edebiyatta, teknolojide sürekli gelişti.. Hâl böyleyken, o emperyalist haçlı Batı, Osmanlı’nın aydınlık ufuklarını karartmak için hurafeleri Osmanlı’nın aydınlık ufuklarına saldı.!  “Sanatla, ticaretle uğraşmayın, biz sizin için de yaparız!  Bilimde yorulmayın, biz sizin için de buluşlar yaparız! Okuma yazmayı yaygınlaştırmanıza; kitap, gazete çıkarmanıza gerek yok; bu işleri biz hallederiz! Ufak tefek işleri avuç açıp çözüm bulursunuz; çok zordaysanız uçurumdan atlayıp huzura kavuşursunuz(!!) türünden önerilenlerin efsununa kapılıp İlimden, sanattan, fenden uzaklaşmayı hüner sanıp bilme, teknolojiye ihtiyaç duyulduğunda hurafelerden medet aramaya çalışan Osmanlı, Duraklama’ya ve ardından Gerileme’ye başladı.!

 

   Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın özü sayılan ve kimi Osmanlılarca unutulan, unutturulan Türklük kültürüyle yetişen, Namık Kemal gibi vatansever nice Türk aydınların eserlerinden ve fikirlerinden de ilham edinen önderimiz büyük Atatürk; geçmişte yaşanan ve gelecekte de karşımıza çıkabilecek engelleri düşünüp bu engelleri aşmak için nice öğütlerde bulunduydu.. Vatan Şairimiz Namık Kemal ile büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ortak sevdası “Vatan”dır; her ikisinin de ortak özlemi, Vatanın ve Milletin huzuru ve refahıdır..

 

    Vaktiyle Cihan İmparatorluğu Osmanlı’yı  dışarıdan yıkmaya çalışan düşmanlar, içeriden edindikleri işbirlikçileriyle, “Heyet-i Nasiha” denilen Türkleri yanıltma, aldatma heyetiyle halkın millî dayanışmasının çözülmesine, Türklüğün millî bağlarının açılıp dağılmasına yönelik oyunlar oynanırken, aydınlar bu oyunları halka anlatmasın diye aydınlar tutuklattırıldı. Türklüğün bağımsızlığını görev bilen subaylar tutuklattırılıp halkın askere güveninin sarsılması entrikaları oynandı..  Bu ve benzeri oyunlar, Türklüğün bütünlüğünün çözülüp dağılmasına yönelik entrikalar dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da karşımıza çıkacağı asla hatırdan çıkarılmamalıdır. Buna en güzel kanıt, Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın içine düşürüldüğü durumdur ve bu duruma en güzel öğüt ise büyük Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”sidir..

 

   İşgal yıllarının acılarını, o yoklukları ve yıkıntıları bir daha yaşamamamızı, düşmanın ve işbirlikçilerinin  şer oyunlarına gelmememizi isteyen ve bunlara dair yol göstermeyi, bilgi vermeyi amaçlayan Atatürk’ün; Hitabe’de bulunması, yarınlarımızın ufkuna aydınlatmaya yönelik nice veciz sözler söylemesi yanı sıra üzerinde durulması gereken şöyle veciz sözüne ne demeli(?);

    “Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melânetten gelmiştir.”, 

   “Kötülükler başa gelmeden önce, önleyici ve koruyucu tedbirler düşünmek gerekir; geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur!”,

   “Vatan menfaatten üstündür.”, Bu nedenledir ki,

   “Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım.”,

   “Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat, kendi ırkından, büyük tanıdığı insanların vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz yardır.”, “Muhterem milletime tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların, kanlarında ve vicdanlarındaki asil cevheri tahlil etme dikkatinden bir an bile vazgeçmesin.” diye öğütler verdiydi Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

 

   O haçlı emperyalizme işgal yıllarında ulusal karşı duruşumuza, Ulusal tam bağımsızlığa yürüyüşümüze manevi desteği bulunan vatan şairimiz Namık Kemal unutulmamalıdır.! Genç nesillerimize büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Vatan Şairimiz Namık Kemal iyi anlatılmalıdır; çalışmalarından, fikirlerinden ve öğütlerinden daima ilham alınmalıdır.!

 

   Vatan Şairimiz Namık Kemal’in ve Ulusal Önderimiz Gazi Mustafa Kemal’in özlü sözleri gençliğimize öğretilmelidir.. Öğretilmelidir ki, dünün yanılgılarına tekrar düşülmesin, Gençliğimiz, aydınlık güzel yarınlar için bu güzel öğütlerden ilham alsınlar..

 

   “Toplum için sanat” anlayışını benimseyen Namık Kemal, sanatı, toplumun uygarlaşması için bir araç olarak kullanmıştır. Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlamıştır. Eserlerinde sürekli olarak Vatan, Millet ve Özgürlük konularını işlemiştir.

 

   Padişaha methiyeler düzerek kese kese altınlar almayı, halkın ve ülkenin sorunlarını görmeyip, görmezden gelip gününü gün etmeyi hüner bilen şakşakçı şairler sefahat içindeyken, Vatan şairimiz Namık Kemal; üzülen ve ezilen halkın huzura ve bolluğa kavuşmasını, sefil milletin ve  o batılı çakallarca yenilip bitirilmek istenilen devletin gönence ulaşması için sefalete, cehalete, ihanete, gaflete ve hıyanete karşı kalemiyle mücadele veriyordu..

 

   Vatan Şairi Namık Kemal; arsızların, hırsızların, bir öyle bir böyle görünüp bir öyle bir böyle söyleyerek insanımızı aldatan, düşmanla işbirliği yapan Türklük düşmanlarının Cihan imparatorluğu Osmanlı’ya büyük zararlar verdiğini ve gelecekte de vereceğini görüyor ve üzülüyordu.! Bu nedenle yazılarıyla, şiirleriyle, piyesleriyle yurduna ve milletine hizmet etmeyi görev edindi.. Bu çilekeş yurtsever Vatan Şairimiz Namık Kemal’i saygıyla, rahmetle ve minnetle anmalıyız; Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün öğütleriyle özdeşleşen öğütlerini iyi anlayıp doğru uygulamayı “vatan, millet ve hürriyet” görevi, yani vatanseverlik görevi bilmeliyiz!

 

    Vatan Şairi Namık Kemal’in kaleminden damlayan bazı veciz sözleri; özlü öğütleri:

 *İnsana her feyz vatandan gelir.

 *Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salâh. (cenk: Savaş.    sûlh-u salah: Barış, iyilik içinde yaşamak.)

 *Vatan; velinimettir, anadır. Yâr’dır. Aslan yatağıdır. İnsanın özgürlüğü, hakkı, çıkarları vatan sayesinde vardır.

 *Düşene gülen acıyandan çoktur.

 *Âdemin hayvaniyeti yemekle, insaniyeti okumakla kaimdir.

 *Tiyatro bir mekteptir, en iyi eğitici eğlencedir.

 *Gerçeğin şimşeği fikirlerin çarpışmasından doğar.

 *İnsan olana öldükten sonra güzel bir nam bırakmak, belki hiç ölmemekten hayırlıdır.

 *Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr ü kıymetten.

 *Ne mümkğn zulm ile bidat ile imha-i hürriyet.

......

Eserleri:

Oyunlar: Vatan Yahut Silistre (1873),

               Gülnihal (1875),

               Zavallı Çocuk (1873), 

               Akif Bey (1874),

               Celaleddin Harzemşah (1885),

               Kara Bela (1908, 5 perdelik trajedi).

Roman :  İntibah (Son Pişmanlık) (1876),

               Cezmi (1880).

Eleştiri : Tahribi Harâbât (1885),

               Takip (1885),              

               Renan Müdafaanamesi (1908),

               İrfan Paşa’ya Mektup (1887),

               Mukaddime-i Celal (1888).

Tarih :     Devr-i İstila (1871),

               Barika-i Zafer (1872),

               Evrak-ı Perişan (1872),

               Kanije (1874),

               Silistre Muhasarası (1874),

               Osmanlı Tarihi (1889),

               Evrak-ı Perişan,

               Büyük İslam Tarihi (1975, Vefatından sonra derlendi).

Diğer eserleri: Rüya (1893),

               Namık Kemal’in Mektupları 

Şiirleri :  Hürriyet Kasidesi,

               Hırrename,

               Vatan Türküsü,

               Vatan Şarkısı,

               Vaveyla,

               Murabba,

               Gazel’ler,

   Vatan Şairi Namık Kemal’in şiirleri, vefatından sonra bir kitap halinde derlenmiştir.

         

                                                     Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)

                                                     ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği)

                                                     Karasu Şubesi Kurucu (eski) Başkanı

 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sakarya halksesi-Bağımsız, Halkçı, Muhalif, İnternet sitesi
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası Nakliyat Yurtdışı Kargo Eşya Depolama Zati Eşya Taşımacılığı Evden Eve Nakliyat
© Copyright 2018 Sakaryahalksesi.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
SAKARYA GÜNDEM
Sapanca gölü
Sakarya Trafik Kazaları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Adapazarı Haber
Sakarya haber
SAKARYA SPOR
Sakaryaspor
Sakarya Futbol Haberleri
Sakarya Basketbol Haberleri
Sakarya Bisiklet
Sakarya Basketbol
SAKARYA SİYASET
Recep Uncuoğlu
Zeki Toçoğlu
Ayca Taşkent
Muhammed Levent BÜLBÜL
Süleyman Dişli
Ayşegül İslam
SAKARYA EĞİTİM
Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Sakarya Ortaöğretim
Sakarya Üniversitesi
Sakarya İlköğretim
Sakarya Öğrenci Yurtları
SGK Sorgulama
YEREL HABERLER
sakaryayenihaber
Sakaryahalksesi
Adapazarı Akşam Haberleri
Adabulvar
Bizimsakarya

türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort brazzers ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan