türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort pendik escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan

ULUSAL YATIRIM ULUSAL ÜRETİMDİR


Bu makale 2017-06-09 10:19:42 eklenmiş ve 483 kez görüntülenmiştir.
Kemal KOÇÖZ (Eğitimci) ADD Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

Ulusal sermayenin teminatı, millî ekonominin temeli sayılan ulusal ve toplumsal yatırımlarımızın, yeraltı ve yer üstü ulusal kaynaklarımızın

 İyileştirme kısvesiyle özelleştirme adı altında yabancıların işletmesine terk edilip yabancı denetimine devredilmesi ulusallığımız adına etik olabilir mi? Doğrudan doğruya veya taşeron oluşumlarla av peşinde koşuşan yabancıya özelleştirme arzusu ve hayranlığı bir yanılgı, bir dalalet değil de nedir?

 

   “Yurt sevgisi vatana hizmetle ölçülür.”,“Vatan toprağı kaderine terk edilemez!” öğüdünde bulunan, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” diyerek  bu güzel Türkiye’mizin güzel aydınlık yarınlara tez kavuşmasını, vatanı ve milletiyle huzur ve refah içinde bulunmasını temenni eden Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün amaçladığı ulusal yatırımlar ve hedeflediği onca çalışmalar, ulusal üretimin ve millî kalkınmanın temini içindi.! “Ulusal yatırım, ulusal üretimdir.” Bu nedenle ancak ve ancak “Ulusal yatırımlarla millî kalkınma sağlanır!” Bu genel prensibe her daim titizlikle uyulması gerekiyorken yabancıya devretmeyi, yabancıya özelleştirmeyi hüner sanış neyin nesidir!? Oysa ulusal yatırımlarımız, ulusal üretimimizin oluşumu ve ulusal üretimin arttırılması içindi.. Ulusal üretim, ulusal ekonominin ve sosyal kalkınmanın temelidir. Ulusal üretim, ulusal tam bağımsızlığın devamlılığının güç kuvvet kaynağıdır.. Bu nedenle iyi bilinmelidir ki, çağdaş ulusal yatırımlarla gelişip kuvvetlenir işimiz, aşımız; Hürriyetimiz ve Cumhuriyetimiz!

 

   “Bankayı, fabrikayı, ulusal yatırımları, maden yatağını satın alan yabancılar, bu aldıklarını sırtlayıp götürecek değiller ya.! Bunca kaygı, bunca endişe gereksizdir.!” diyenler, “O haçlı emperyalizmin bu güzel ülkemiz üzerinde oynamak istediği sinsi şer senaryoları, ekonomik işgali, toprak elde etme oyununu ya görmek istemiyorlar ya da gaflet içindedirler!” denilmesi bir yanılgı mıdır? Ulusallığımızın ve ulusal tam bağımsızlığımızın temel nitelik çizgisinin kısa tanımlaması sayılan Atatürkçülük düsturunun özü; ulusal bilinç, ulusal çaba ve ulusal kalkınma değil miydi?

 

   Bankamızı, önemli ulusal yatırımlarımızı, maden yatağımızı özelleştirme adı altında satın alan yabancılar, bu aldıklarını sırtlayıp yurt dışına, kendi ülkelerine götürmek için değil, işin kaymağını ülkelerine götürerek ulusal ekonomimizi çökertmek için ve hatta o yerlerin tapusunu elde etmek için satın almıyorlar mı? Bu da gösteriyor ki, dost görünümlü o haçlı yayılmacı emperyalist ülkelerin asıl amacı ekonomik işgal, ekonomik ve sosyal tahribat değil midir? Belki de, ileriye dönük, tarihin çöplüğüne atıldığı sanılan dünün o Sevr’ine dayalı sinsi şer planlar kurgulandırıyordurlar.! Bu kaygılar, bir fala bakış değildir ki.!

 

   Daha dün o güçlü donanmasıyla Çanakkale’yi cehenneme çevirenler; topuyla tüfeğiyle Sakarya’ya, Dumlupınar’a, Erzurum’a, Antep’e, Maraş’a,  velhasıl yurdun her bir tarafına gelenler; buraları sırtlayıp ülkelerine götürmek için değil, buraları işgal edip sahiplenerek ülkelerine katmak için gelmediler miydi? Geçmiş iyi irdelenirse, bu tarihi gerçekler çok iyi bilinirse, o yokluklarda, bin bir zorluklarda kan dökerek, nice can vererek  elde edilen Büyük Zafer’in ardından o işgalci emperyalist düşmanların denize dökülmesinin ardından gerçekleştirilen Atatürk Cumhuriyeti’mizin, ulusal tam bağımsızlığımızın, vatan toprağımızın üzerine oynanan kirli oyunlar çok iyi anlaşılır.. Gerçekler belirlenince bu sinsi şer oyunların bozulması da kolaylaşır.!

 

   Ulusallığımızın ve millî bağımsızlığımızın önderi ulusal kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Tam istiklâl denildiği zaman, bitabiî siyasi, malî, iktisadî, adlî, harsî, vs. her hususta tam istiklâl ve tam serbestlik kast olunmaktadır. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklâlden mahrumiyet, millet ve memleketin hakiki manasıyla bütün istiklâlinden mahrumiyeti demektir.” sözüyle, bizlere, karşılaşılabilinecek engelleri hatırlatmakta ve uyulması gereken ulusal gönenç yolunu göstermektedir..

 

   Uzun süren Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı o nice acıların ve sefaletin ardından meydana gelen işgal yıllarının o yokluklarında, bin bir zorluklarında Ulusal Bağımsızlığa Kuvayı Millîye’nin ve Anadolu insanının azimli çabasının zaferleriyle ulaşılmışsa da o savaş yıllarının yarattığı sefaletin, yokluğun, yoksulluğun giderilmesi ve ulusal bağımsızlığın güvenli devamlılığı için, ekonomik kalkınma denilen ekonomi zaferlerine de ihtiyaç vardır.! Bu ekonomi zaferi lafla değil, ulusal bilince dayalı Ulusal Yatırım ve Millî Üretim ile sağlanır..

 

   Ulusal bağımsızlığımızın devamlılığının bir yolu Millî Temel Eğitim ise, diğer bir yolu da Millî Üretim’dir.. Kalkınmanın, uygarlaşmanın; ulusal eğitim ile desteklenen ekonomiyle olduğunu şöyle belirtiyordu büyük Atatürk: “Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz.”, “Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin  bel kemiğidir.”, “Askerî zaferlerimizle mağrur olmayalım; yeni bilim ve iktisat zaferlerine hazırlanalım.”..

 

   Biz biz olmalıyız ve ulusal bağımsızlığımızın öncüsü Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla olur.” veciz öğüdünü çok iyi anlamalıyız ve dosdoğru uygulamalıyız. Kısaca, Atatürk İlkelerini ve Tür Devrimlerini benimsemek, savunmak ve yaşatmaktır diye tanımlanan Atatürkçülük kavramıyla belirlenen Atatürk Yolu’ndan sapmamalıyız! Emperyalizmin ve işbirlikçisi Truva atlarının bu güzel ülkemizi müstemleke ülkesi haline getirme oyunlarını iyi anlayıp tez bozmalıyız.!

 

   Sohbetlerimizde, Osmanlı’nın Cihan İmparatorluğu oluşundan gururla söz edilir de nice hüznü ve nice yıkıntıyı içeren son yıllarından nedense bahsedilmek istenilmez.? O Şanlı Osmanlı’yı çökerten temel etken, ekonomik aymazlık ve kapitülasyonlar değil miydi? Yıldönümlerini coşkuyla, saygıyla, kutladığımız Millî Bayramlar’ımızın muhtevası; minnet, saygı ve şükranla andığımız o şanlı Çanakkale Zaferi’nin amacı, nice gencimizi şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşları’ndaki mücadelemizin gereği, o haçlı işgalcileri bu güzel yurda sokmamak değil miydi?

 

   Altı Asırdır Cihan İmparatorluğu iken, atının nalıyla cihana yön verdirirken gafletler ve dalaletler yüzünden meydana gelen Gerileme Dönemi’nin oluşturduğu nice yokluğun ve yürekleri dağlayan o yoksulluğun girdabında inim inim kıvranılırken, Balkanlar’dan beri on yılı aşkın bir süredir devam eden o savaş günlerinin oluşturduğu o bin bir zorluklar ve onca büyük acılar içindeyken, vaktiyle dünyaya uygarlığı yayan Türklüğün ve Türk yurdunun ezeli ve ebedi düşmanı olan o haçlı emperyalistlerin saldırgan acımasız süngülü askerlerinin giriştiği o işgale karşı nasıl sessiz kalınabilirdi?  Şanlı ecdadımızın kutsal emaneti bu güzel vatanımızın ve aziz milletimizin şanı, namusu ve şerefi için mücadele vermeyi vatandaşlık görevi addeden şanlı şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları canları pahasına millî bağımsızlık aşkıyla başlattıkları o ulvi Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, o şer mütareke bahanesiyle bu güzel yurdumuzun işgaline, o şer sevr paylaşımına yönelen o işgalci düşmanın bu kutsal topraklarımızdan sökülüp atılması için yapılmadı mı? Bu tarihi gerçekler nasıl unutulur, unutturulur!?

 

   Vefakar şanlı şehitlerimizin ve ebediyete intikal eden cefakar kahraman gazilerimizin ruhları şad olsun! Bu güzel vatanı bizlere emanet eden büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, şanlı şehitlerimize, kahraman gazilerimize ve isimsiz vatan Kahramanlarımıza minnettarız.! Ecdadımızdan kutsal emanet kalan bu güzel vatanda ecdadımıza yakışır bir şekilde çalışmamız gerekiyor.! Durum buyken ne oldu da bu gerçekler unutulmuşçasına, ulusal önemlilik arz eden millî yatırımlarımız, yer altı ve yer üstü zengin kaynaklarımız için “ Fazla para veren yabancıya satarız.!” denilebiliniyorsa, bu tutum hayra alamet sayılabilir mi? Nasıl unutulur Sümerbank’ın, Petkim’in, Petrol Ofisi’n vb. millî yatırımların önemi; nasıl bilinmez altın yumurtlayan tavuk konumundaki Türk Telekom denilen Ptt gibi bir kuruluşun stratejik önemliliği.! O şer Mütareke dayatması gereği yabancıların denetimine geçtiğinden kıyılarımızdaki ve limanlarımızdaki yabancılarca kısıtlanan ve hatta elimizden alınan kullanım haklarımızın yeniden kazanılmasının, kıyılarımızda ve limanlarımızdaki kabotaj haklarımızın kazanılmasının (1926), millîleştirilmesinin sembolü sayılan Kabotaj Bayramı (1 Temmuz) gibi bir bayramın erincine ulaşmışken günümüzde ve yarınlarda kimi limanlarımızın (İzmir Alsancak Limanı, Kuşadası Limanı,Zeytinburnu Limanıyabancılara satılan limanlar) yabancılara özelleştirilmesi nasıl benimsenebilir!?

 

   Ne hakla, hangi mantıkla Pektim, Sümerbank, Petrol Ofisi vb. gibi ulusal yatırımlar yabancıya özelleştirme kisvesiyle satılır!? Pamuk, basma, pancar üretimi neden, niçin sekteye uğratılır!?  Ve daha hazini, “Babalar gibi satarım!” büyük gafı nasıl benimsenebilir!? (2003-Özeleştirme İdaresi Başkanlığı kendisine bağlanan Maliye Bakanı K. Unakıtan))  Kota denilen ucubeye nasıl rıza duyulur!? Tarımsal üretimde kendi kendine yeter haldeyken ve hatta fazlalığı satan bir ülke konumundayken saman ithal eder hale gelinmesi neyin nesidir!? Nice boş kıraç araziler görülmek, yeşertilmek istenilmezken bunca verimli tarım alanlarının  betonlaştırılmasına gayret ediliyorsa, ana sütü kadar değerli zeytine yönelik kapkara bir anlayışla o güzelim zeytin ağaçlarna kesilerek zarar verilmesi bir hüner sanılıyorsa bu dalalet anlayışı ne içindir, kim içindir!?

 

   Satılması gerekeni satmalıyız; satmalıyız ama o sanayiyi değil, o sanayiyle üretileni satmalıyız.! Evet, satmalıyız; satmalıyız ama o tarım alanını,o vatan toprağını, o millî kuruluşu değil, ürettiğimiz tarım ürününü, ürettiğimiz sanayi ürünü satmalıyız.! Halk tabiriyle, Altın yumurtlayan tavuğu değil, o altın yumurtlayan tavuğun yumurtalarını satmalıyız.! Bu nedenlerledir ki ulusal bilinçle çalışmalıyız, Millî Temel Eğitim’imizi güçlendirmeliyiz; Yüksek Okul’larımızı, Akademi’lerimizi, velhasıl Cumhuriyet’imizin aydınlaştırıcısı Üniversite’lerimizi yaygınlaştırmalıyız... Ulusal ruhla millî sanayiye, millî üretime, ulusal kalkınmaya devamlılık sağlayarak ulusal ekonomimizi geliştirmeliyiz ki, bu sayede sosyal, siyasal ve ekonomik yaşantımıza güç kuvvet katmalıyız! Ulusal Bilinçle, Ulusal Azim ve Millî Dayanışma ile o haçlı emperyalizme ve o haçlı emperyalizmin Truva atlarına geçit vermemeliyiz.!

 

    Unutulmamalıdır ki, Ulusal yatırım, ulusal tarım; ulusal üretim içindir, toplumsal ve ulusal kalkınma içindir..Çok iyi bilinmelidir ki o haçlı emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin şer içerikli sinsi şirin söylemlerine karşı daima uyanık bulunmak ve tedbir almak; ulusal yatırımlarımıza ulusal bilinçle sahip çıkıp ulusal üretimi ve sosyal refahı arttırmak; şehit ve gazilerimizin kutsal emaneti bu vatan toprağımıza ve ulusal tam bağımsızlığımıza onurluca sahip çıkmak; büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomiyle, millî yatırımlarla, yerli malının önemiyle ilgili öğütlerini iyi anlayıp doğru uygulayarak yurdumuzu ve ulusumuzu kalkındırmalıyız.. Bu nedenlerledir ki, Atatürkçülük düsturunu dosdoğru uygulayarak o haçlı emperyalizme karşı onurluca karşı durmak, ulusumuzu ve yurdumuzu çağdaş uygarlığa ulaştırmak tüm ulusalcıların, tüm yurtseverlerin, her yurttaşın, velhasıl gerçek Atatürkçülerin ulusal ve onursal bir görevidir..

 

   Çok iyi bilinmelidir ki, Millî Temel Eğitim’imizin yanı sıra, çok büyük bir önem arz eden Ulusal Yatırımlarımız; ulusal üretimimizin artırılmasının, millî ekonomimizin iyileşmesinin, ulusça gönence ulaşılmasının ve ulusal tam bağımsızlığımızın ebediyen devamlılığının teminatıdır..

 

   Şehit ve Gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel Vatanımızı geriye dönüştürme, çözüp bölüştürme ustası o haçlı emperyalizm, dünün Sevr’inin yeniden güncelleştirebilmenin özlemindedir.! Ulusal Kurtuluş Mücadelesi Zaferi ile yeşeren Cumhuriyet’imiz ile aydınlanan Anadolu ufuklarımızın o haçlı emperyalizmin sinsi şer entrikalarıyla yeniden karartılmak istenildiği asla unutulmamalıdır.! Geçmişin o yanılgıları, o büyük acıları bir daha yaşanmaması için yakın tarihimiz de yeni nesillere çok iyi anlatılmalıdır.!

 

   (Durum buyken) Şahsi ihtiras peşinde didişen beyler; bırakın bencilliği, bırakın ihaneti, bırakın çalmayı çırpmayı, bırakın o haçlı emperyalizme mandalığın hayranlığını, hüner sanmayın Truva atlığını, bırakın artık karanlıklardan, entrikalardan, kumpaslardan medet ummayı.!  Arınalım takkiyeden, arınalım AB masal dünyasından, DAD afyonu safsatasından; kurtaralım kendimizi AP dayatmalarından; bop tuzağından! Tez uzaklaşalım o şer Sevr yangınından, Orta Doğu bataklığından.! Kopmayalım millî sanayimizden, ulusal üretim anlayışımızdan, ulusal tarımımızdan, millî zanaatımızdan! Şaşmayalım, asla sapmayalım Laiklikten, Atatürk İlkelerinden ve Devrimlerinden.!

 

 

   Vaktiyle Meclis-i Mebusan’a dahiliyeti sağlanan gayrimüslim mebuslardan ve okur yazar Türlerin uzun bir süre az sayıda olması nedeniyle de Devlet-i Aliyye hizmetindeki gayrimüslimlerden ve ordu içindeki devşirmelerden Osmanlı’nın iyileştirilmesi için medet umuluyorken İkinci Viyana Kuşatması hezimetinin ardından gelişen ekonomik, sosyal, siyasal çalkantılarla içten içe çürütülmeye çalışılan bir İmparatorluk nasıl ayakta durabilirdi.! Savaştan yeni çıkmış Türk halkının ulusallığının ve ulusal bağımsızlığının bütün dünyaya tescili sayılan, Türkiye Devleti’nin  oluşumuna ve Cumhuriyet’in ilanına kapı aralayan o Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) ile sona erdirilen dünün o Duyun-ı Umumiye’sine benzeri bir oluşumun teşkili de amaçlandırılıyorsa eğer, böyle bir gaflet durum da hayra alamet değildir.! (Duyun-ı Umumiye: Osmanlı İmparatorluğu’nun 1854 Kırım Savaşı’ndan sonra almaya başladığı dış borçları ödeyemeyecek duruma gelmesi üzerine borçların tahsili için oluşturulan kurum!)

 

   Ulusallığımızın ve ulusal bağımsızlığımızın büyük önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün nice öğütleri yanı sıra, bu veciz öğüdüyle de uyanılsın artık gaflet uykusundan:

   “Vatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor, bilim ve ustalık, yüksek uygarlık, hür düşünce ve hür yaşayış istiyor.” Ulusal yatırımlarımız, ulusal üretimimizin arttırılması içindir.. Ulusal yatırımlarımız; sekteye uğratılmadığı, yabancıya özelleştirilmeyip millî kaldığı sürece ulusal üretim kaynağımızdır. Evet, Ulusal yatırım (millî kaldığı sürece) Ulusal Üretimdir.. Ulusal üretim, ulusal kalkınmadır..

 

Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği)

Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sakarya halksesi-Bağımsız, Halkçı, Muhalif, İnternet sitesi
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası Nakliyat Yurtdışı Kargo Eşya Depolama Zati Eşya Taşımacılığı Evden Eve Nakliyat
© Copyright 2018 Sakaryahalksesi.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
SAKARYA GÜNDEM
Sapanca gölü
Sakarya Trafik Kazaları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Adapazarı Haber
Sakarya haber
SAKARYA SPOR
Sakaryaspor
Sakarya Futbol Haberleri
Sakarya Basketbol Haberleri
Sakarya Bisiklet
Sakarya Basketbol
SAKARYA SİYASET
Recep Uncuoğlu
Zeki Toçoğlu
Ayca Taşkent
Muhammed Levent BÜLBÜL
Süleyman Dişli
Ayşegül İslam
SAKARYA EĞİTİM
Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Sakarya Ortaöğretim
Sakarya Üniversitesi
Sakarya İlköğretim
Sakarya Öğrenci Yurtları
SGK Sorgulama
YEREL HABERLER
sakaryayenihaber
Sakaryahalksesi
Adapazarı Akşam Haberleri
Adabulvar
Bizimsakarya

türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort brazzers ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan