türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort pendik escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan

Atatürk’ü Anlamak Sevgi İster


Bu makale 2017-05-31 11:23:19 eklenmiş ve 2200 kez görüntülenmiştir.
Kemal KOÇÖZ (Eğitimci) ADD Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

 

   Atatürk’ü Sevmek, Atatürk’ü Anlamaya Yöneliştir.. O haçlı emperyalizmin işgalinden ve sevr paylaşımından  Kurtuluş’umuzun ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin Kuruluşunun Öncüsü Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü iyi anlamak, Ulusal Başöğretmenimiz Atatürk’ü içtenlikle sevmek ve fikirlerini, öğütlerini doğru anlayıp dosdoğru uygulamak  aydınlık yarınlarımızın belirleyicisidir..

 

   “Ulusal Egemenlik; milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir.”  fikrini ilke edinen Anafartalar Kahramanı Büyük Atatürk’ümüzün önderliğiyle coşup şahlanan Anadolu insanı; o yokluklarda Kuvayı Millîye ruhuyla bin bir zorlukları aşarak, iç ve dış düşmanların onca sinsi şer entrikalarını bozarak bu güzel Vatanımızın onurlu ulusal kurtuluşuyla birlikte  ulusal bağımsızlığımızı ve Türkiye’mizin kuruluşunu gerçekleştirdiler.. Kendilerine içtenlikle minnettarız! Bu nedenledir ki, ulusal rehberimiz, millî önderimiz  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü iyi anlamak, içtenlikle sevip yolundan dosdoğru gitmek ulusal bir görevdir..

 

   Onca acılara, nice yokluklara ve o savaş günlerinin bin bir zorluklarına rağmen bu onurlu ulusal bağımsızlık için o işgalci ve paylaşımcı haçlı emperyalizme karşı Kuvayı Millîye anlayışıyla yapılan Millî Mücadele’lerle o düşmanı bu yurttan denize döktükten sonra tekrar başı dik yaşamanın erincine ulaşan Anadolu insanımızın yeniden huzurunun bozulması entrikaları; bu kutsal vatanın bir kısım insanlarının aldatılmışlıkları veya şahsi çıkarlara yönelmeleriyle, şahsi ikbal peşinde koşuşturmalarıyla ve hatta bazılarının karşı devrime yönelebilme hevesleri yüzünden içten içe devam etmektedir.!

 

   Vaktiyle Balkan Savaşı’nın ardından gelişip barut, kan, kin kokan o Birinci Dünya Savaşı senaryolarıyla Çanakkale’yi geçemeyen, ulusal bağımsızlığımızın baş mimarı önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İsmet (İnönü) Paşa’yı aşamayan  o haçlı birliği peşindeki emperyalist Batı; dün olduğu gibi günümüzde ve yarınlarda da bu güzel Anadolu’muzun güçsüz düşürülerek zayıflatılmasıyla bölünüp paylaşılmasına yönelik o sinsi şer emellerini gerçekleştirebilmek için ülkemizdeki kimi gafil, hain, mandacı bedhahların işbirliğiyle yeni yeni şer senaryoları üretmek peşindedir.!

 

   İnsanımızın ve ülkemizin millî gelirinin günden güne düşmesine önlem çözüm(!) diye altın yumurtlayan konumundaki önemli ulusal yatırımlarımızın özelleştirme senaryolarıyla pasifize edilip çok para gelecek savıyla altın tepsi içinde dünün işgalcisi ve paylaşım heveslisi o haçlı emperyalist ülkelere sunulması anlayışı da, ulusal tarım ve sanayimizdeki üretimimin kota duvarıyla sınırlandırılıp yabancı malı tüketiminin özendirilmesi de büyük bir gaflettir.! Daha dün o güçlü topuyla tüfeğiyle bu güzel Anadolu toprağımızı elde edemeyenlerin bugün o haçlı paralarıyla ülkemizde mal mülk edinmeleri gayreti ülkemiz açısından ne derece etiktir; vatanın bağımsızlığı açısından ne derece güvence vericidir!?

 

   Vatanımızın dirliğinin, milletimizin birliğinin sarsılmasına yönelik bunca sinsi gelişmeler varsa, bu şer haçlı dayatmalarını nasıl hoş karşılayabiliriz? Bu güzel vatanın düşman işgalinden kurtulması için, ulusal bağımsızlığa ulaşılması için kan döken, can veren ve bu kutsal vatanı bizlere emanet ettiklerinden saygı duyduğumuz, minnettar bulunduğumuz ve ebediyete intikal ettiklerinden rahmetle ve şükranla anmak sorumluluğunda bulunduğumuz  şanlı şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin ruhlarını sızlatmamalıyız.! Şehit ve gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel vatanımıza, ay yıldızlı al bayrağımıza, ulusal bağımsızlığımıza daima onurluca sahip çıkmalıyız.! Koyun postuna bürünmüş çakal ruhlu o haçlı emperyalizmin şirin söylemli zehirli reçetelerine kanmamalıyız.!

 

   Gönüllerinde öteden beridir Gazi Mustafa Kemal Atatürk karşıtlığı bulunanların, koyun postuna bürünseler de takkiyeleriyle Atatürk sever görünseler de bunların er veya geç bu güzel ülkemize zarar verebileceklerini unutmamalıyız.! Cumhuriyet’in Aydını’na, Atatürk’ün Askeri’ne kumpas kurulması, seksen yıllık Andımız’ın kaldırılması, Millî Bayram’larımızın kutlanmasında ve Ata’mızın anılmasında zafiyetlerin göze çarpmaya başlaması, bütünselliğimizin temellerinden sayılan Türkçe’ye rakip etnik diller geliştirtmek anlayışı varsa bu gaflet neyin nesidir!? Ki, bugün camilerimizde ezan okunuyorsa, rahat ibadet yapılabiliyorsa; kadınlarımız Batılılardan önce seçme ve seçilme hakkına sahipse, okuması yazması kolay alfabeye geçildiyse bu durum Atatürk sayesinde sağlanmıştır..

 

   Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’mizin Kurucu Önderi Büyük Atatürk, mutlu yarınlarımız için Ulusal Üretim’in, Millî Ekonomi’nin, Ulusal İrade’nin, Millî Eğitim’in, Millî Savunma’nın, Millî Sanayi’nin önemliliğinden bahsederken bizlere yol gösteriyordu.. Oysa günümüzde, o haçlı emperyalist Batı’nın zehirli örümcek ağı konumundaki IMF’ye, emperyalizm serabı AB’ye bunca ilgi, bunca hayranlık nedendir? AB’ye, AP’ye, IMF’ye, BOP’a, DAD’a ve benzeri yabancı dayatmacı unsurlara karşı kimilerimizce takınılan bu sevdanın, bizi, emperyalizm denizinin girdabına sürüklediğini anlamak, gaflete düşüldüğünü kavramak için yine eskinin o acılarını yeniden yaşamak mı gerekir!? Türklüğün ezeli ve ebedi düşmanı o haçlı emperyalizmin işgalinden ve mezaliminden kurtarıcısı ve bu güzel Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü iyi anlamalıyız.! Aydınlık mutlu yarınlara yönelirken kimi siyasilerce gaflet ve ihanetlerle yanlış gidişat sergileniyorsa tez durdurmalıyız.!  Bilmeliyiz ki, Atatürk’ü anlamak, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü gönülden sevmek demektir; Cumhuriyet’in kazanımlarına sahip çıkmak ve Türkiye Cumhuriyeti’mizi vatanı ve milletiyle yüceltmeye azim göstermek ve bağımsızlığımızı ve bayrağımızı ebediyete dek taşımak demektir..

 

  Haçlı dünyasının birliği ve kendilerinin ekonomik dirliği için senaryolaştırılan AB  de,  vaktiyle bu güzel Anadolu’muzun paylaşımına yönelen saldırgan Avrupa’nın o emperyalist konumunu sürdürüp bu son vatan Anadolu’muzu yeniden bölüp paylaşmak hesabı peşindedir.!  Haçlı Batı’nın BOP, DAD, AP vb. paravan emperyalist kuruluşların dayatmaları da emperyalizmin  şer amaçlarının birer göstergesidir.. Millî rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü iyi anlamayanlar, takkiyeyi hüher sananlar, Atatürk İlkeleri’ni ve Atatürk Devrimleri’ni öcü sandırılan gaflet uykusundakiler, şahsi ikbal- şahsi çıkar peşindekiler, emperyalizme hizmetkarlık mandacılığını hüner bilenler bu güzel ülkemize yönelik sinsi şer entrikaları göremezler, görmek istemezler.!  Daha vahimi ise, bu gafiller; düşman entrikalarını dost yardımı sanmaya başlarlarken(!) gerçek yurtseverleri ise düşman görmeye-gördürttürülmeye başlarlar.!  Bunun bariz örnekleri, Mütareke’nin (MondrosMütarekesi-30Ekim1918)ardından oluşan o İşgal yıllarında, İngilizlerin, Sevrcilerin, kendi işgallerine karşı çıkabilecek aydınlarımızı, subaylarımızı tutuklatma ve tutuklama baskıları, Meclisi Mebusan’a yürümeleri(16 Mart 1920), yapılandırdıkları (akil adamlar! denilen)o “Heyet-i Nasiha”larla halkımızı yanıltmaya çalışmaları, içimizden de kimilerinin ise maddi veya şahsi ikbal uğruna o mandacılığa hizmet için Atatürk yandaşlarına, o işgale karşı çıkanlara ve hatta İstanbul sokaklarında rast gelinen insanlarımıza eziyet etmeleri, son Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın güzel şehri başkent İstanbul’un esir şehir haline düşmesi tarihi acı örnekler değil miydi? Ve gelecekte de benzeri gaflet ve dalalet içinde bulunulursa, benzeri şer entrikaların yeniden yaşanmayacağına kim garanti verebilirdi ki.!?  Bu nedenle sormalıdır ve bilinmelidir ki, şahsi ve siyasi ikbal uğruna hayali canavarlar, hayali adlandırmalar(!) üretmek de, Atatürk ve Atatürkçülük bilgisi ve sevgisinden  uzaklaştırılmak da, dindar-kindar nesil yetiştirme anlayışı da  yanlışa ve hatta dünkü o işgalci düşmanın o şer Sevr heveslerine hizmet değil midir!?

 

   “Vatanın düşman işgalinden kurtuluşu, padişah Efendinin koltukta oturmak isteyişinden daha ulvi ve daha zaruridir!” diyerek bu güzel ülkemizin düşman işgalinden kurtuluşu için büyük çaba sarf eden Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ulusal çalışmalarını engellemek isteyenlerin o sinsi şer entrikaları asla unutulmamalıdır! O İşgalden Kurtuluş Günleri’nde Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin Kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ulusal çalışmalarının engellenilmesi için yurttaşlık haklarından mahrum edilmek istenilişi olayı da asla unutulmamalıdır.! Namertçe, haince planlandığı ortaya çıkan bu senaryo da, gafletten ziyade bilinçli, kasıtlı bir ihanetin tarihsel bir örneğidir.!

 

   Büyük Atatürk, önderlik ederek başarılmasını sağladığı 30 Ağustos Askeri Zaferi’mizin ardından o işgalci düşmanın İzmir’den (9Eylül1922)denize dökülmesi yanı sıra sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, eğitim, sağlık ve çevre alanlarında iyileşme gayretinde bulunurken;  sanayi, tarım, ticaret, iktisat zaferleri için yeni yeni çalışmaların planlamalarıyla, inceleme ve araştırmalarla Türkiye’mizi kalkındırma, dünyaya tanıtma ve kabullendirebilme çabalarıyla meşgulken,  ülke sathındaki Sevr bölücülüğüne ve aydınlanma karşıtı o gericiliğe karşı da çaba sarf ediyordu..  O günlerde, Atatürk’e muhaliflerce,  Atatürk’ün kurduğu Mecliste, Atatürk’ü Yurttaşlık Haklarından Mahrum Etmek İsteyen Önerge!” verilmesi (Aralık1922) ve bu yolla kendilerine biat ettirme isteği ruhsuzluğu bariz bir namertlik, bir hainlik, bir kalleşlik değil de nedir?  Türklüğün ve Türkiye’nin ezeli düşmanı o dış güçler, ülkemiz için sürekli kaos peşinde koşuştururken; Anadolu insanının içine düşürüldüğü o yokluğun, o yoksulluğun ve o nice acıların içinden kurtarılmaya çalışılırken ortaya çıkan bu komplo, bu kumpas, bu tezgah(!), Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yetkisiz-etkisizleştirip devrimleri etkisiz kılmaya ve kendilerine biat ettirmeye yönelik o namertler dayanışması nasıl benimsenebilirdi!? İşgalden Kurtuluşumuzun öncüsü Atatürk’e yönelik tertiplenen o alçak düzenlemeyi fark eden Meclis İkinci Başkanı vatansever, Atatürk sever Başkan Vekili, bu durumu, ülkenin çeşitli sorunlarıyla meşgul bulunan Mustafa Kemal’e iletiverdiydi..  Çünkü:

   Lozan ile ilgili karşıt görüşler, Mustafa Kemal’le de ilgili oluverdiydi! Aralık 1922 günü, TBMM’nde, ikinci başkan Dr. Adnan Bey’in başkanlık ettiği oturumda, Atatürk, başkandan kendisine söz hakkı verilmesini ister ve şöyle der:

  “- Efendim, bu yasa tasarısı özel bir amaç güdülerek hazırlanmış. Bu özel amaç, doğrudan doğruya beni ilgilendirdiğinden, izin verirseniz birkaç kelime ile fikrimi arz etmek istiyorum. Erzurum milletvekili Süleyman Necati, Mersin Milletvekili Selahattin ve Samsun Milletvekili Emin Beyefendi’lerin önerileri yasa tasarısı doğrudan doğruya, beni yurttaşlık haklarından yoksun etmek amacını güdüyor!  14’üncü maddede yazılı olan satırları gözden geçirecek olursanız, orada şöyle denildiğini görürsünüz:

   Büyük Millet Meclisi’ne azâ intihap olunabilmek (üye seçilebilmek) için, Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak,  ya da kendi seçim bölgesinde yerleşmiş olmak gerekir. Göçmen olarak gelenlerden Türk ve Türk soylular, bir yere yerleştirildikleri günden bu yana beş yıl geçmiş ise seçilebilirler.” hükmü şart koşuluyor!

 

   Maalesef mahalli tevellüdüm (benim doğum yerim) bugünkü hudutlar haricinde kalmış bulunuyor. Herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl oturmuş da değilim. Doğum yerim bugünkü sınırlar kalmıştır ama bunda benim katîyen bir kast ve kabahatim yoktur. Bunun sebebi, bütün memleketimizi, milletimizi mahvü müzmahil etmek isteyen düşmanların harekâtında muvaffak olmaktan kısmen men edilememiş olmasıdır. Eğer düşmanlar tamamen  maksatlarında muvaffak olmuş olsalardı, Allah muhafaza etsin, buraya vâziülimza olan (imza atan) Efendilerin dahi memleketleri hudut haricinde kalabilirdi. Bundan başka bu maddenin talepettiği şartı haiz bulunmuyorsam, yani beş sene mütemadiyen bir daire-i intihabiyede (seçimi kapsayan dairede) sakin olamamışsam o da bu vatana ifa ettiğim hidemat (vazife) yüzündendir.

 

   Eğer bu maddenin talepettiği şartı ihraza çalışsaydım İstanbul’u kazandırmaktan ibaret olan Arıburnu ve Anafartalar’daki müdafaatımızı yapmamaklığım lâzım gelirdi. Eğer ben bir yerde beş sene oturmağa mahkûm olsaydım Bitlis ve Muş’u aldıktan sonra Diyarbakır istikametinde tevessül eden düşmanın karşısına çıkmamaklığım lâzım gelirdi. Bu efendilerin talep ettiği şeraiti ihraz etmek isteseydim Suriye’yi tahliye eden orduların enkazından Halep’te bir ordu  teşkil ederek düşmana karşı müdafaa etmemekliğim ve bugün hudud-u millîye dediğimiz hududu fiilen tesbit etmemekliğim lâzım gelirdi.”  diyor (ve sözlerine devam edip bugünkü Türkçe ile) şöyle devam ediyordu: 

   Çalışmalarımı herkes bilir. Hiçbir yerde beş yıl oturamayacak ölçüde çalışmış bulunuyorum. Ben sanıyordum ki, bu çalışmalarımdan dolayı ulusumun sevgisini ve yakınlığını kazandım. Bu sevgi ve yakınlıklara karşılık, yurttaşlık haklarından yoksun bırakılacağımı hiç aklıma getirmezdim! Sanıyorum ve sanıyordum ki dış düşmanlar canıma kıyarak da beni yurdumdaki işimden ayırmaya çalışacaklardır. Ama hiçbir zaman düşünüp düşleyemezdim ki, yüce Mecliste, iki üç kişi bile olsa, düşmanlar gibi düşünen üyeler bulunabilsin. Bunun içindir ki, ben anlamak istiyorum; bu baylar gerçekten seçim bölgeleri halkının düşünce ve duygularını mı yansıtıyorlar?

 

    Atatürk’ün yukarıdaki bu anlatımları da gösteriyordu ki, oluşturulmaya çalıştıkları o entrikalar, o kumpas gayretleri, oluşmuş başarıları kendi namı hesabına gösterebilme  gayretleri değil miydi!? Ki, işgalden kurtuluşa ve kuruluşu amaçlanan Cumhuriyet’e yönelik gelişmeleri hilafet ve saltanat adına, emperyalizme hizmet adına baltalayabilme sinsiliğini güden bu namertler, bu tür hainler zaman zaman tarihin her evresinde de çıkabilmekte, tilkiliklerini  bir hüner sanabilmektedirler.! Oysa dürüstlük, insanlığın gereğidir.. Kurnazlıklarla dürüstlük taslanamaz! Çünkü doğruluğun temelidir dürüstlük.!  Örneğin, ferdi gayretimle ilçemde oluşumunu, kuruluşunun gerçekleşmesini sağladığım ADD Karasu Şubesi’nin Kurucu eski Başkanlığım dönemlerimde benden sonraki yönetimin başkanı (muhasebeci) Seffa İngenç’ten ve hatta sayman, yazman ve üye yaptığım bir yönetim kurulu üyesinden de derneğe dair aidat ödentisi alacaklısı konumunda iken, (ki, benim başkanlığım dönemimde bana fiilen tek kuruşluk bir ödentisi bulunmayan) benden sonraki başkan (muhasebeci) Seffa İngenç’in Ankara’ya ilettiği ve bana gönderdiği o yazıda; “2012 yılına ilişkin ödentinizi 31.12.2012 tarihine kadar ödemediğiniz tespit edilmiştir. Dernek Tüzüğümüzün 8/a maddesi hükmüne dayanarak, Yönetim Kurulumuzun (Ek-a) 02.01.2013 tarih ve 147 sayılı kararı ile 31.12.2012 tarihi itibariyle Dernek Üyeliğiniz düşürüldü..” denilmekteydi!! Dernek yeri olarak kullandıkları onun muhasebe bürosunda alınan bu karar nasıl bir anlayış, nasıl bir dayanışmadır!? Ki, ben, ödenti alacaklısı konumundayken borçlu gösterilişim nasıl bir insanlıktı!? Ardı ardına ikinci kez isteğim dışı tayinle gönderildiğim bir başka ilçedeki görevde bulunduğum yıla denk gelen dönemde yapılan ve destek umarken(!) yeterli oy alamadığımdan yönetime giremediğim o kongre sonucu kendisi Dernek yönetimine girdiğinden başkan seçilen (mali müşavir) Seffa İngenç, 2005-2006-2007 tarihli Dernek İşletme Defteri ve Makbuz kayıtlarında kendisinin resmen hiçbir ödentisinin olmadığını neden tespit edememiştir ki!? (Ki, bu durum, Seffa İngenç’in dernek Yönetimi’ne girmesine engel bir durum teşkil etmekteydi.!) Durum buyken, Dernek başkanlığa yeni gelen Seffa İngenç’çe, bu derneğin oluşturucusu ve kurucu eski başkanı olan benim o aidatı vaktinde ödemediğim bu borcun ileri sürülüşüyle dernek üyeliğimden düşürülmem olayı neyin nesi, neyin belirtisiydi; bu tutum nasıl bir insanlıktı!?  Halk dilinde denilmez miydi “Dürüst insan, alacağını bildiği gibi borçlarını da bilendir!” diye.!

 

   Önderimiz  “Atatürk’ü anlamak sevgi ister!” diyorum.. İşgal yıllarının o yokluklarına, bin bir zorluklarına, onca acılarına, onca şer kumpaslara rağmen “İşgalden Kurtuluş’tan Kuruluş”a yönelik gayretler içinde bulunan Büyük Atatürk’ün önderliğiyle coşup şahlanan Şehit ve Gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel Vatanımızı gönençli aydınlık yarınlara ulaştırmak için Atatürk Yolu’nda, Atatürk İlkeleri ve Atatürk Devrimleri ışığında dürüstçe ve azimle çalışmak ulusal görevdir.. Gaflet uykusundakilerin tez uyanmalarını, takkiyecilerin takkiyelerinden arınıp dürüstlüğe yönelerek vatana, millete ve insanlığa  yönelik ihanetlerinden, şer içerikli kumpaslarından tez arınmalarını temenni ediyorum..

 

   Her toplantıda ve her etkinliklerde bu kutsal Vatan Anadolu’muzun millî dirliğine ve ulusal birlikteliğimize hizmet etmeyi onurlu bir görev bilen bilinçli vatanperver samimi dürüst Atatürkçüleri saygıyla selamlıyorum.! 

 

   İnsanımıza, Gençliğimize daima Atatürk ve Atatürkçülük bilinci ve sevgisi kazandırmalıyız.. Atatürk’ü içtenlikle sevmek, Atatürk’ü anlamaya yönelmek demektir.! Bunun içindir ki, Atatürk’ü anlamak, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü içtenlikle sevmek, millî değerlerimize severek ve isteyerek bilinçle sahip çıkmak her Türk yurttaşının ulusal görevidir..  

 

   Dünün işgalcisi ve paylaşımcısı o haçlı emperyalizmin işgalinden kurtuluşumuzun ve Ulusal kuruluşumuzun Öncücü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü çok iyi anlayalım ve insanımıza, gençliğimize iyi anlatalım! Çünkü:   

   Atatürk’ü sevmek, Atatürk’ü anlamaya ve ulusal bilince, mill^benliğe yöneliştir. Atatürk’ü sevmek ve anlamak, Atatürkçülüğü benimsemeye, savunmaya ve hatta dünün işgal ve paylaşımcısı o şer Sevr’ine ve o şer sevr’in uzantısı sinsi sevrbop’a yönelik ulusal karşı duruşa, Atatürk Cumhuriyeti’mizi ebedi kılışa  yöneliştir..

 

   Atatürk’ü anlamak millî bir görevdir.. Atatürk’ü Anlamak,  Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü Sevmekle başlar.. Bunun içindir ki, Atatürk’ü anlamaktır Atatürkçülük.. Çünkü, Atatürkçülük; Atatürk İlkelerini ve Türk Devrimlerini Benimsemek, Savunmak ve Yaşatmaktır; dünün işgalcisi o haçlı emperyalizme, hilafet ve saltanata, gericiliğe ve Sevr bölücülüğüne karşı durmaktır; şehit ve gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel Vatanımıza, ay yıldızlı al bayrağımıza, laik Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’imizin kazanımlarına onurluca sahip çıkmaktır, millî birlik ve beraberliğimizi severek kuvvetlendirmek, dürüst çalışarak kalkınmak, çağdaş uygarlığın üstüne çıkmaktır ve millî bağımsızlığımızı, Türklüğümüzü ve Türkiye Cumhuriyeti’mizi ebedi kılmaktır..

 

   Atatürk’ü anlamak, Atatürk’ün kurduğu Meclis’e ve Atatürk Cumhuriyetine yönelik sinsi entrikalara, şer kumpaslara azimle dürüstçe karşı durmaktır! Bunun içindir ki, güzel, aydınlık yarınlarımız için, Atatürk’ü anlamak, Kurtuluş’umuzun ve Kuruluş’umuzun öncüsü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e gönülden dürüst sevgi ister..

                                                                                        Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)

                                                                                  ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği)

 

                                                                                 Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sakarya halksesi-Bağımsız, Halkçı, Muhalif, İnternet sitesi
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası Nakliyat Yurtdışı Kargo Eşya Depolama Zati Eşya Taşımacılığı Evden Eve Nakliyat
© Copyright 2018 Sakaryahalksesi.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
SAKARYA GÜNDEM
Sapanca gölü
Sakarya Trafik Kazaları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Adapazarı Haber
Sakarya haber
SAKARYA SPOR
Sakaryaspor
Sakarya Futbol Haberleri
Sakarya Basketbol Haberleri
Sakarya Bisiklet
Sakarya Basketbol
SAKARYA SİYASET
Recep Uncuoğlu
Zeki Toçoğlu
Ayca Taşkent
Muhammed Levent BÜLBÜL
Süleyman Dişli
Ayşegül İslam
SAKARYA EĞİTİM
Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Sakarya Ortaöğretim
Sakarya Üniversitesi
Sakarya İlköğretim
Sakarya Öğrenci Yurtları
SGK Sorgulama
YEREL HABERLER
sakaryayenihaber
Sakaryahalksesi
Adapazarı Akşam Haberleri
Adabulvar
Bizimsakarya

türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort brazzers ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan