türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

istanbul escort bayan

halkalı escort

Ah be çocuk

Yedi yaşlarındaydım. Evimiz “Adapazarı, Yenicami Mahallesi Kurbanlar Sokağındaydı.
Bu haber 2018-06-27 17:12:00 eklenmiş ve 1044 kez görüntülenmiştir.

Yedi yaşlarındaydım. Evimiz “Adapazarı, Yenicami Mahallesi Kurbanlar Sokağındaydı.

İlk büyük erkek torun olduğum için beni çok seven, hatta üzerime titreyen bir babaannem vardı.

Yıllar önce vefat eden beş amcadan sonra, yaşayan tek erkek evlatları babamdı.

Çocuk denilecek on beş yaşında evlendirilen annem ve ondan iki yaş büyük babam.

Biz üç kardeştik; Ablam, ben ve küçük erkek kardeşimden oluşan mutlu bir aileydik.

Belirlenen saatlerde oyun, ders, uyku.

Dedemin kahvede olduğu zamanlarda dinlediğim radyomuz vardı.

Yumuşacık yürekli ama aşırı yaramazlık yapan biri olarak kendimi hatırlıyorum.

İyilik yapmayı severdim, parada gözüm yoktu.

Herkese her zaman yardıma koşardım.

Komşulara yardım eder, bakkala koşarak ekmek almaya giderdim.

Elleri dolu olduğu için pazardan gelirken yolda yorulan insanların poşetlerini taşıyıp, evlerine kadar götüren biriydim.

Yaramazlık yapınca suçluluk duygusu ile gece sessizce ağlardım, evdekiler duymasın diye.

O tarihlerde sobalı olan evimizdeki koca sobayı devirdiğimi, uyurken annemin yüzünü boyadığımı, tamir ediyorum diye evdeki elektrikli tüm eşyaları bozduğumu saymazsak uslu bir çocuk sayılırdım.

En büyük zevklerimden biri de, kim kırarsa kırsın. “Kırılan camı kendim kırmış gibi sahiplenmemdi’’.

Gururla böbürlene böbürlene ben kırdım der çıkardım.

Bana sanki madalya takacaklarmış gibi..

Evden çıkmadığım bir gün, top atılıp kırılan cam için, kapımıza geldiklerinde anneme; ‘’Oğlun camımızı kırmış’’ dediklerinde, annemin “Oğlum bugün evden hiç çıkmadı ki! Camınızı nasıl kırar?” dediğinde bile ortaya çıkıp ben kırdım, ben kırdım der, anneme saçını başını yoldururdum.

Ben kırmış olsam ne olacaksa? Madalya vereceklermiş gibi her yaramazlığa sahip çıkar, arkadaşlarımı korurdum.

Tüm bunlar ileride lider olacağımın bir göstergesiydi sanırım.

Ama dedem öyle düşünmezdi.

Yer sofrasında ben bağdaş kuramadığım için, sürekli ayak değiştirime kızar, kafama tahta kaşıkla vururdu. “Yaramazlık yapmasını biliyorsun ama oturmasını bilmiyorsun” diyerek bana çıkışırdı rahmetli dedem.

Dedemin lafına, cevap vermek ne haddimizeydi.

Dediği dedik, iyiliğine iyi, mert ama aksi bir ihtiyardı.

Tüm mahallede komşularımız da ondan çekinir, saygı gösterirlerdi.

Kısacası şimdikilerin dediği gibi ‘’ağır ağabey’’ idi benim dedem.

Onun için de Bulgaristan ‘da, faşist askeri diktaya karşı ve işçi-köylü hükümeti adına yapılan Eylül ayaklanmasına karşı mücadele etmiş, savaş vermiş, sonra da, Türkiye’ye kaçak yollardan gelen biriydi.

Nurlar içinde yatsın!

Ha bu arada… Söylemeyi unuttum. Akşam oldu mu, yemek zamanı herkes evde hazır olmalıydı. Yoksa aç kalırdık.

Babam da bu kurala uymaya dâhil edilenlerdendi.

O yüzden annemin, dedem yattıktan sonra babama gizlice yemek götürdüğünü iyi hatırlarım.

Yine ben, kedileri naylon torbadan yaptığımız paraşütlerle yüksek ağaçlara çıkar atardım.

Sokaklardan salyangozları toplayıp konserve kutularında pişirir, bizden küçük çocuklara yedirmek konusunda aşçılık yapardım.

Mahallemizde mısır ekilmiş yerlerde, büyümüş mısırları kırar sonra da pişirmek için dev ateşler yakıp yangınlar çıkarırdık.

Giysilerimiz, üstümüz başımız is içinde eve geldiğimizde annemizden az mı azar işitmedik?

Annemin bizi azarlaması bile zordu aslında.

Babaannem varken annemin kızması olağan dışıdır ki, zavallı annem bizi ancak, sever gibi yapar ya da yıkarken kolumuza çimdik atardı öfkesinden. “Sakın sesini çıkarma diye!” tembihlerdi de.

Geceleri toplu saklambaç oynardık kızlı-erkekli komşu çocukları ile.

Unutamadığım komşu kızlarıyla evcilik oyunları oynarken anneme yakalanır, sonra da ceza olarak kilere kapatılırdım.

Yakan topta az mı kız kızartmamıştık?

Salıncaklara takla attıracağız derken az mı elimizi kolumuzu kırmadık?

Ablamın yanağına kuş lastikle portakal kabuğu atıp ne çok ağlatmıştım.

Çok utanıyorum aklıma gelince.

Karşılık olarak ablamın da bana kurduğu tuzaklara rağmen hayatta kaldığım yıllardı.

Hatta bir gün babam bana sırf istiyorum diye çekiç, çivi, sandık tahtaları almıştı.

Onunla boya sandığı yapmış, tahta takunyadan ayak yeri koyarak tamamlamıştım.

Sonra da soba kurumu ile boya yapıp, elbise fırçası ile ayakkabı boyacılığı yapmaya kalkmıştım.

Sandığı kardeşimin sırtına yükleyip giderken dedeme yakalandık.

İki şamar atıp bizi eve gönderirken, dedemin arkadaşları kendisine “Arkadaş ne istedin bu şoparlardan?” demişler de dedem “Onlar benim torunum” diye yanıt vermişti.

Sonradan bu olaya ne gülmüştük.

Ne güzel günlerdi o günler.

Babam, annem, ablam, ben ayakkabı almak için gittiğimiz vitrinde, beğendiğim sünnet ayakkabısı alınmadığı için ağlamış, ailemin yanından uzaklaşınca da kaybolmuştum.

Beni bulanlar evime getirip teslim ettiler.

Ağlamamam için önce karnımı doyurup, sonra da elime iki pinpon topu ile raketini verdiler.

Sonra babama dönüp “Çocuğunuza neden sahip çıkmıyorsunuz, yani kötü birilerinin eline geçse iyi mi olurdu?” diye de çıkışmaları vardı ki, o durumda ben azarı çoktan hak etmiştim bile.

Daha bitmedi! Sünnet düğününde sünnetçiden kaçmam, ağlamam, sızlanmam ve en güvendiğim kişi olan komşumuzun beni kandırması sonucu sünnet olmam ve “bundan sonra kimseye güvenmeyeceğim” demem.

Nerden nereye?

En güzel anılarımdan biri de, dedemle balığa ‘’Çark Deresi’ne gitmekti.

Dedemin bir türlü balık tutmayı becerememesi üzerine isyan ederdim.

Dedemin derenin ortasına oturması ve ’’popo ıslanmadan balık tutulmazmış belki şimdi tutarız’’ demesi ile gidip dedemin yanına oturmam ama yine balık tutamamamız.

Çocukluğum ‘’Fransız Devrimi’’ gibi asi tarihimdir benim; Çocukluğuma gömülmeliyim bugün.

Bazen çocukluğuma karşı çok kuvvetli bir özlem duyuyorum.

Nostalji falan değil çok daha başka bir şey.

Sanki çocukluğumdaki ben farklı biriyim ve o çocuğu özlüyorum.

 

Hikmet Metin Çavdar

ETİKETLER : çocuk adapazarı öykü hikaye
Diğer EDEBİYAT haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sakarya halksesi-Bağımsız, Halkçı, Muhalif, İnternet sitesi
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası Nakliyat Yurtdışı Kargo Eşya Depolama Zati Eşya Taşımacılığı Evden Eve Nakliyat
© Copyright 2018 Sakaryahalksesi.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
SAKARYA GÜNDEM
Sapanca gölü
Sakarya Trafik Kazaları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Adapazarı Haber
Sakarya haber
SAKARYA SPOR
Sakaryaspor
Sakarya Futbol Haberleri
Sakarya Basketbol Haberleri
Sakarya Bisiklet
Sakarya Basketbol
SAKARYA SİYASET
Recep Uncuoğlu
Zeki Toçoğlu
Ayca Taşkent
Muhammed Levent BÜLBÜL
Süleyman Dişli
Ayşegül İslam
SAKARYA EĞİTİM
Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Sakarya Ortaöğretim
Sakarya Üniversitesi
Sakarya İlköğretim
Sakarya Öğrenci Yurtları
SGK Sorgulama
YEREL HABERLER
sakaryayenihaber
Sakaryahalksesi
Adapazarı Akşam Haberleri
Adabulvar
Bizimsakarya

türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort brazzers ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort istanbul escort bayan rokettube istanbul escort escort bayan istanbul escort